ceren
Kıdemli Üye
  
Karma +0/-0
Çevrimdışı
Cinsiyet: 
Mesaj Sayısı: 314
blog var
( 0)
|
 |
« : 30 Haziran 2009, 21:24:48 » |
|
Türk tiyatrosu yüzyılı aşkın süredir,kendi insanını kendi ulusal sorunlarını, kendine özgü renk ve tarzıyla seyircisine aktaracak bir biçem arayışı içerisindedir.Tanzifatla birlikte başlayan batılılaşma eğiliminin katı bir biçimde reddettiği ,karşısına aldığı ve imparatorluğun içinde bulunduğu yozlaşmanın birer belirtisi olarak yorumladığı ‘kukla’, ‘karagöz’, ‘ortaoyunu’, ‘meddah’ , ‘çengi’ gibi geleneksel seyirlik sanatlarımız, bu güçlü sahip çıkmayış karşısında, baş döndürücü bir değişim süreci içerisinde son gösterilerini yaptılar.
Özellikle İstanbul’da odaklanan bu geleneksel seyirlik sanatlarımızdaki bu susuş öyle hızla oluştu ki, zaten yazılı metine dayanmak alışkanlığı olmayan bu gösterilerden yola çıkarak yeni bir biçem bileşimine yönelmek isten genç kuşak sanatçıları için, değil otantik bir biçimde yaşatılan bir örneği izleyip incelemek; Eski ustalarla konuşup bilgi alışverişinde bulunma olanağı bile kalmamıştır. Kaybolan bu sanatlar üzerine toplanan belgeleri, malzemeleri, film, fotoğraf, video, ses kaydı gibi yöntemlerle saptanan bilgileri bir araya getiren bir ‘Geleneksel Seyirlik Sanatları Müzesi’ henüz kurulmuş değildir.Şimdi ‘Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun seyirlik oyunlarını inceleyelim.
TÜRK SEYİRLİK OYUNU
Türk seyirlik oyunları söze dayanan ve sözsüz oyunlar olarak ikiye ayrılır:a) Sözsüz Oyunlar: Söze dayanmayan oyunlardır. Cambaz (İp üzerinde ve dikili direkler üzerinde canıyla oynayanlar);Gözbağcılar (bunların içinde yumurtabaz,hokkabaz,sihirbazlar da bulunmaktadır);Dansçılar : köçek , çengi , kasebaz , curcunabaz, mıtrakbaz cinaskeri ;Güçgösterisi : Zorbaz, gürbaz,çanakbaz,sinibaz,parandebaz,şişebaz, ; Hayvanlarla gösteri yapanlar : Maymunbaz,köpekbaz,ayıbaz, yılanbaz,; Fişa,eklerle gösteri yapanlar :ateşbaz..Bir de anlamı tam olarak kestirilemeyen pehlivan-ı kağıtbaz, pehlivan-ı kumarbaz vardır. Bunların da şans oyunları olup seyirlik oyunlar içerisinde yeraldığı sanılmaktadır. b) Sözlü Oyunlar: Sözsüz oyunlar kadar çeşitli olmamakla beraber, tüm hikaye anlatıcı türleri,ortaoyunu ve benzeri oyun türlerini, karagöz ve kukla oyunlarını bünyesinde toplar Bunların dışında dramatik nitelikte iki oyun türü daha vardır: tulumcular ve savaş oyuncuları…
Tulumcuların iki görevi vardı.İlki şenliklerde oyun yeri ile seyirciyi birbirinden ayırmaktı ; fakat bunu yaparken asık suratlı bir kolcu gibi değil, şenlik havasına uygun bir biçimde güler yüzle,izleyicilerle şakalaşarak yaparlardı.Deriden don ve külahlar giyer, ellerinde keçi derisinden bir tulum taşırlardı.Bu tulumlar yağ,hava yada su ile şişirilirdi ve hiç can yakmazdı.Tulumcular bu tulumları orta oyunundaki şakşak gibi kullanarak seyircilerle şakalaşırlardıDramatik özellikteki diğer bir gösteri türü de yalancı savaşlardır.Bu savaş oyunları karada yada suda dekor olarak hazırlanan kaleler,gemilerde hasım kesime ayrılan savaşçılarla yapılıyordu.Bu oyunlar dramatik bir gösteri gibi önceden hazırlanmış olaylar dizisine uygun olarak kimi kez bir yapıntı, kimi kez tarihteki bir savaşı canlandırarak yapılıyordu. Oyunlar hep Osmanlılardın kazanıp düşman kalesine bayrağını dikmesiyle sonuçlanırdı.Türk seyirlik oyunlarının sözlü olanlarında birtakım ortak özellikler görülmektedir
- Taklit en önemli yeri tutuyordu,başlıca çatışma ve kişileştirme yöntemiydi.İlk anlamıyla bir oyunun taklidi yapılmaktadır.Pişekar ortaoyununa başlarken ‘falan oyunun taklidini aldım’ der ve söz konusu olan bir oyunun yada olaylar dizisinin taklididir.Diğer bir anlamda da İnsanların,hayvanların,kimi zaman cansız nesnelerin, hareketlerine, davranışlarına, görünüşlerine benzemek, benzetmektir. Bazen de çeşitli ağızların,dillerin , kusurlu kişilerin taklidi yapılırdı.Bu taklit çoğu kez alayedici,aşağılayıcı,taşlayıcı bir yoldan yapılırdı.
- Genellikle karşıtlıktan yararlanılıyordu.Söyleşen iki kişi arasındaki karşıtlığın vurgulanması en önemli öğelerden biriydi.Oyunlarda ‘dişi konuşan’ diye adlandırılan kişi karşısındakine nükte yapmak fırsatını verir.Buna ‘anahtar verme’ denir.Karagöz’de Hacivat;Ortaoyununda Pişekar ‘dişi konuşan’ kişilerdir.Buna karşın ‘erkek konuşan’ diye adlandırılıp’ laf yetiştiren kişi,Karagöz’de Karagöz, Ortaoyununda ise Kavuklu’dur.
- Müzik, şarkı, dans, şaklabanlık ve soytarılık bu oyunların tümünde birbirine karışırdı. - Eski seyirlik oyunlar iç içe geçmişti. Karagöz oynatanın meddahlık ettiği,ortaoyununa çıktığı görüldüğü gibi, pek çok seyirlik oyunun içerisinde başka seyirlik oyunlara da yer verildiği görülmekteydi.Ortaoyununda hokkabazlık yapılır,karagöz oynatılırdı - Oyunlar belirli bir metne dayanmadan doğaç oynanırdı.Örgütlenmiş tiyatro gibi belirlenmiş oyun yerleri bulunmazdı.Ortaoyununun 19.Yy.da sahnede oynanması denenmiş,ortaoyununu batı tiyatrosuna uygulamak için denemeler yapılmış,bu arada ‘tuluat tiyatrosu’ ortaya çıkmıştır.
|