[Toplam Mesaj Sayısı: 31191] - [Toplam Konu Sayısı: 5756] - [Toplam Uye Sayısı: 681]
18 Mart 2010, 17:38:14 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Konu : Şiddet Cevap Sayısı : 2 cevap var
Okunma Sayısı : 92 defa 0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şiddet  (Okunma Sayısı 92 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Katil Dans
Moderatör
Eski Üye
*****

Karma +1/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1084


blog var (0)

Üyelik Bilgileri E-Posta
« : 24 Temmuz 2009, 19:13:44 »

Şiddetin Tanımı

Şiddet, güç ve baskı uygulayarak insanların bedensel veya ruhsal açıdan zarar görmesine neden olan bireysel veya toplu hareketlerin tümüdür.

Aile içi şiddet bir kişinin eşine, çocuklarına, anne babasına, kardeşlerine ve/veya yakın akrabalarına yönelik uyguladığı her türlü saldırgan davranıştır. Bu tanıma sadece kaba kuvvet içeren davranışlar değil aşağılamak, tehdit etmek, ekonomik özgürlüğünü kısıtlamak ve zorla evlendirmek gibi şiddet gören kişinin kendisine olan saygısını, kendisine ve çevresine olan güvenini azaltan, korku duymasına sebep olan pek çok davranış da girer. Şiddete sadece aynı evde oturan kişiler değil, eski eş, kız veya erkek arkadaş ya da nişanlı da maruz kalabilir.

Şiddetin Farklı Türleri :

Gerçek: Pek çok kişi şiddeti sadece dayak veya vurma olarak algılar. Oysa şiddetin pek çok türü vardır. Kişinin karısını/kocasını aşağılaması, karısına/kocasına ve çocuklarına küfretmesi, onu eve kilitlemesi, cinsel olarak zorlaması da şiddet olarak tanımlanır.

Fiziksel Şiddet: İtmek, tokat atmak, tekmelemek, tükürmek, yumruklamak, kol kıvırmak, kol - bacak kırmak, saçından sürüklemek, (su, yemek, uyku, tuvalete gitmek gibi) temel ihtiyaçlarını esirgemek, gerektiği halde tıbbi tedavi almasını engellemek, silahla yaralamak, öldürmek gibi.

Sözlü Şiddet: Sürekli eleştirmek, aşağılamak, küfür etmek, tehdit etmek, kararlara katılımını engellemek, sürekli sorguya çekmek, sık sık bağırmak, aşağılayıcı isim takmak, sık sık alay etmek, dini veya etnik kimliğine yönelik hakaret etmek, görüşlerini ve çalışmalarını küçümsemek gibi.

Toplumsal İlişkileri Sınırlayıcı Şiddet: Ailesi, arkadaşları / komşuları ile görüşmesini yasaklamak, evden dışarı çıkmasını yasaklamak, gittiği her yere takip etmek, başkalarının önünde aşağılamak ve alay etmek, başkalarının önünde sık sık sözünü kesmek , özel yaşam ve mahremiyet hakkı tanımamak, zorla evlendirmek, namus ve töre nedeni ile baskı uygulamak gibi.

Cinsel Şiddet : İstemediği cinsel ilişkiye zorlamak, tecavüz, başka kişilerle cinsel ilişkiye zorlamak, cinsel olarak kişiyi korkutan ve kıran davranışlarda bulunmak, sürekli kadınlığını / erkekliğini aşağılamak, telefonla / mektupla veya sözlü olarak sürekli cinsel içerikli tacizlerde bulunmak, cinsel organlara zarar vermek, namus ve töre nedeni ile baskı uygulamak ve öldürmek gibi.

Ekonomik Şiddet: Parasını almak ve geri vermemek, zorla istemediği bir işte çalıştırmak, istediği halde çalıştırmamak / işe yollamamak veya zorla çalıştırmak, eline hiç para vermemek gibi
.
« Son Düzenleme: 24 Temmuz 2009, 19:16:15 Gönderen: Katil Dans » Kayıtlı

Yağmurumu yakar yokluğunun türküsü Feridun Düzağaç
Katil Dans
Moderatör
Eski Üye
*****

Karma +1/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1084


blog var (0)

Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #1 : 24 Temmuz 2009, 19:14:11 »

Şiddetin Nedenleri

Şiddetin arkasında yatan nedenlerle ilgili pek çok farklı bakış açısı bulunmaktadır:


Biyolojik nedenler


Erkekliğin doğası: Saldırgan yani şiddeti uygulayan aile bireylerinin büyük oranlarda erkek oluşu erkeklik hormonlarının şiddet davranışında etkili olduğunu düşündürmektedir. Artan yaşla birlikte erkeklerde saldırganlığın azaldığı saptaması bunu desteklemekle birlikte, bu görüşün kesin doğruluğunu kanıtlayan veriler bulunmamaktadır.


Patoloji: Şiddet uygulayanların dengesiz veya ruhsal bozukluğu olan kişiler olduğu düşünülür. Kabul görmeyen bu yaklaşıma göre şiddet olayları sadece "normal" olmayan bireyler arasında ortaya çıkmaktadır. Oysa şiddet kullananların sadece %10'unda ruhsal bozukluğa rastlanmaktadır.


Uyuşturucu ve alkol kullanımı: Alkol ve madde bağımlılığı olan kişiler kullandıkları maddelerin neden olduğu ruhsal etkiler sonucunda şiddet uygulamaya daha yatkındırlar. Ancak alkol şiddetin esas nedeni olarak değerlendirilmemektedir.


Kendini kaybetme Şiddeti, davranışların kontrolünün kaybedilmesi ile açıklayan yaklaşım kabul görmemektedir. Saldırgan kişilerin sadece belli yerlerde ve belli kişilere karşı şiddet kullandığı görülür. Örneğin bu kişiler evde eşlerini döverken, ne kadar kızgın olurlarsa olsunlar patronlarına veya bir polise saldırmaya kalkışmazlar. Ayrıca ailede şiddet kullananların şiddet taktiklerini taktiklerini de dikkatlice seçtiklerierler. görülmektedir. Eşlerini sıklıkla etrafta başkaları yokken belirgin bir iz veya önemli zarar bırakmayacak şekilde dövme gibi tutumlartaktikler şiddet kullananların aslında davranışlarını kontrol edebildiklerini göstermektedir.

Öğrenme ile ilgili nedenler


Ailede şiddet görme: Kişinin Ççocukluk ve gençlik dönemlerinde, aile içi şiddetin uygulandığı var olduğu bir ortamda yetişmeksi veya şiddete maruz kalmaksı sonraki yaşamdayetişkinlikte ailede ve toplumsal alanda bir şiddete başvurma uygulayıcısı olma şansınıolasılığını artırmaktadır. İstismara uğrayan çocukların % 30'u yetişkinliğinde şiddet kullanırkenuygularken, uğramayanlarda bu risk sadece % 2-4'tür (Gelles,1995). Öte yandan ailede istismara uğradığı veya şiddete şahit tanık olduğu halde yetişkinliğinde şiddete başvurmayan pek çok kişi bulunmaktadır.


Şiddet kullanmayı öğrenme Sosyal öğrenme kuramına göre, şiddet taklit yoluyla öğrenilen bir davranıştır. En önemli öğrenme kaynağı ise, şiddeti uygulayan kişinin kendi ailesidir. Çocuk istediklerini elde etmek için şiddetin etkin bir araç olduğu öğrenir.

Bazı ailelerde yetişkinler davranışları ile sadece çocuğa model olmakla kalmaz, özellikle erkek çocuğun kız kardeşlerine hatta annesine şiddet kullanması hoş görülür hatta kimi durumlarda ödüllendirilir. Erkek çocuklar ayrıca kahve, sokak gibi ev dışındaki ortamlarda da kadının kontrol edilebilmesi için erkeğin şiddete başvurabileceği bilgisini edinir.

Her ne kadar yapılan araştırmalar babasının annesini dövdüğünü gören erkek çocukların kendi eşlerini dövme ihtimalinin yedi kat arttığına işaret etse de (Schecter , 1982) şiddeti gören kızların ileride de şiddet uygulayacağı veya şiddete uğramayı kabul edeceğine dair ile ilgili istatistiksel olarak anlamlı bir sonuç bulunamamıştır.

Araştırmalar ayrıca basında ve televizyonda yayınlanan saldırgan davranış örneklerinin çocuklar üzerinde yaptıkları etkiye de dikkat çekmektedir.

Şiddetin bir eğitim aracı olarak kullanımı : Şiddetin öğrenilmiş bir davranış olduğunu savunan bakış açısı şiddetin aynı zamanda bir öğretme tekniği olarak kullanıldığına da dikkat çeker. Etkin çocuk eğitimi tekniklerinin bilinmemesi nedeni ile dDayak kimi ailelerde çocuğu eğitme aracı olarak görülmektedir. Evde ve okulda disiplini sağlamak üzere şiddet kullanımına tanık olan çocuk, yetişkinliğinde bunu sorun çözmede doğal bir seçenek olarak görmektedir.

Kadının da "terbiye edilmesi" gerektiği inancının yaygın olduğu ve erkeğe de kadını terbiye etme görevinin verildiği toplumlarda dayak, çocuğun yanı sıra kadını da terbiye etme aracı olarak kullanılmaktadır.

Toplumsal nedenler


Toplumda şiddetin hoş görülmesi ve paylaşılan bir değer olması: Bu bakışa göre, Aile içi şiddetin " nasıl algılandığını ve tanımlandığını toplumun ve bireylerin kültürel değerleri üzerinde şekillenmektedirbelirler. Kültürel nedenlere göre, Şşiddetinin toplumda kimi belli durumlarda ve ve belli kişilere karşı kullanımının kabul gördüğü görür ve kuşaktan kuşağa aktarıldığı aktarılır savunulmaktadır. Örneğin, erkeğin sert, kaba ve kadına karşı üzerinde baskıcı kurduğu davranışlarını temsil eden "maçoluk" ne zamançoğu zaman ciddi olarak ele alınmaz, espri konusu olur. Bu da söz konusu edilse sorgulamadan uzak bir ciddiyetsizlikle, şakayla karışık olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşım maçoluğun yaratabileceği sorunları olağanlaştırmaktadır ve "taş fırın erkeği"ni erkekler için bir model haline getirir.

Toplumun şiddeti bir sorun çözme yöntemi olarak benimsemesinin de aile içi şiddetin artmasında önemli rol oynadığı düşünülmektedir. Ayrıca toplumun ailede şiddete verdiği tepki yakın ilişkilerde de şiddetin kabul edilip edilmeyeceğini belirler. Bazı toplumlar bu olguyakonuya aile içi özel mesele gözüyle bakar. ve Kkoruyucu toplumsal örgütlerin çabası da sınırlıdır.


Cinsiyet rolleri: Kadına yönelik şiddetin kadın toplumda geleneksel olarak benimsenen kadınrolüyle ın yerinin ne olduğu ile bağlantısı vardır. Feminist bakış açısına göre kadına yönelik şiddet; kadını mal, köle, terbiye edilmesi gereken yaratık gibi gören toplumların erkek egemen yapısından kaynaklanmaktadır.

Bu modele göre erkekler, kadınlar üzerindeki haklarının tehdit altında olduğunu düşündüklerinde ya da kadınların evdeki sorumluluklarını yerine getirmemeleri durumunda şiddete başvurmaktadırlar. Kadınlar gerek fiziksel, gerekse ekonomik açıdan yetersiz olduklarından buna karşı koyamazlar.

Kadın-erkek eşitliğinin olmadığı, kadının daha edilgen olduğunun kabul edildiği toplumlarda erkek şiddeti kültürel kurumlar, siyasi ve ekonomik düzen tarafından pekiştirilir ve hoş görülür.

Erkeğin korku, çaresizlik, üzüntü gibi duygularını belli etmesini yetersizlik olarak gören, kızgınlığın şiddet yolu ile ifade edilmesini erkeğe daha fazla yakıştıranan bir davranış olarak benimseyen kü kültürlerde erkek saldırganlığı özendirilir. Saldırganlığın erkeklerde cesaret , güçlü olma, enerji, ataklık anlamına geldiği, erkeğe başarı ve üstünlük sağladığına inanılır. Öte yandan toplum kadın saldırganlığını olumsuz karşılamakta;, saldırgan kadınlar düşmanca duygulara sahipiçinde ve kavgacı kişiler olarak değerlendirilmektedir.


Yaşam sıkıntıları : Hayat karşısında şanssız olmak, beklentilerin ve kazanılmış niteliklerin yoksunluğu gibi sosyo-ekonomik baskı unsurları da gerginlik ve kaygı yaratabilir. İşsizlik veya düşük gelir düzeyi ile beraberinde yaşanan stres ve imkanların kısıtlılığı şiddet uygulama riskini arttırabilir.

Kişiler arası etkileşim ile ilgili nedenler


Şiddetin getirdiği kazanç: Bu yaklaşım, kişilerin şiddet sonucunda elde edeceklerinin kâr ve zarar hesabını yaparak, bu tür davranışlara yöneldiklerini öne sürmektedier. Erkekler için eşlerini dövmenin kazançları arasında, yoğun duygular için bir çıkış yolu bulmak ve kendi isteklerinin gerçekleşmesini garanti altına almak sayılabilir. Şiddete başvurani uygulayan kişinin karşılaşabileceği en ciddi yüksek maliyet , eşini boşanma yoluyla kaybetmesidir ki, bu da çoğu kez, şiddetin uygulanmasının arttırılması yolu ile kontrol altına alınır.


Güç ve Kontrol Sağlama: Şiddet güçlüden güçsüze doğru uygulanmaktadır. Eşler arasındaki ya da ebeveynler ve çocuklar arasındaki güç ilişkisi genel toplumsal güç ilişkilerinin bir yansıması olarak görülebilir ve böyle bakıldığında da kocaların kadınlardan, ebeveynlerin de çocuklardan daha güçlü olduğu varsayılabilir. Şiddetin amacı bir başka kişi üzerinde denetim sağlamaktır. Şiddet uygulayan kişi beklentileri karşılanmadığında bilinçli olarak kurbanının kendisine boyun eğmesini sağlayacak taktikler kullanır.


Bağımlı/ Muhtaç olma : Aile içi şiddetin kurbanı olan kişilerin çoğu, şiddet kullanan kişiye özellikle ekonomik açıdan bağımlıdır. Araştırmacılar şiddete maruz kalan kadınların büyük bir bölümünün yaşamının tamamen erkeğin isteklerini yerine getirecek şekilde kontrol edildiğine işaret etmektedirler. Fiziksel şiddet, ekonomik bağımlılık, tehditler, yapayalnızlaştırılma gibi davranış denetimi taktikleri ile kadının bağımlılığı pekiştirilir.


Aile sistemi yaklaşımı: Aile sistemi yaklaşımı şiddetin anlaşılabilmesi için özellikle aile içi güç dengelerinin araştırılması gerekliliğini vurgular. Şiddetin ve saldırganlığın belirli durumlarda oluştuğunu, saldırgan ve kurban olarak nitelediğimiz tarafları karşı karşıya getirdiğini, bunların saldırı ve şiddet olaylarında oynadıkları "kurban ve saldırgan" rolleri ile birbirlerini karşılıklı olarak koşullandırdıklarını öne sürer. Böylece şiddet bir dizi tahriksel edici davranış ve sözler sonucunda ortaya çıkabilir.

Aile kimi durumlarda şiddete yataklık edebilecek özellikleri olan bir sosyal ilişki sistemidir. Örneğin aile üyeleri zamanlarının önemli bir bölümünü birlikte geçirirler, birbirleri ile etkileşimleri yoğundur, dolayısıyla ile birbirlerine yönelik kızgınlıkları da yoğun yaşayabilirlernabilir,; bir aile üyesinin yaşamında oluşan bir değişiklik diğer aile üyelerini de doğrudan etkiler;, birbirlerinin zayıf yanlarını, kırılganlık noktalarını iyi bilirler;, aile meseleleri özel kabul edildiği için dışarıdan bir müdahale veya destek sağlanması kolay değildir., Aaynı zamanda aile içindeki yoğun sevgi, karşılıklı bağımlılık bırakıp gitmeyi zorlaştırır. Ayrıca kimi zaman şiddete ailenin varlığını sürdürmesi, bir arada tutulması ya da ailenin onurunun korunması adına başvurulur.işlenir.

Ayrıca, polis dahil dışarııdan kişiler şiddeti bir aile meselesi olarak görmekte ve müdahale etmemeyi tercih etmektedirler. Benzer bir şekilde ailenin akrabaları ya da komşular mağduru korumak için yapılacak girişimlerin veya yasal korunma içinyollara başvurmanın manın ailenin yıkılmasına neden olabileceğinden endişelenirler. Oysa aile içi dayanışma ve akrabalarla biraraya gelip yardımlaşma oranları oranları azaldıkça aile içi şiddetin yükseldiği görülmektedir.

Bir başka önemli olgu da, ailedeki karar alma süreçlerine katılımdır. Ailede karar alma süreçlerinin ortaklaşması ile sonucunda eşlerin duygu ve düşüncelerinin paylaşımı ve uyumlu ilişki olasılığı da artmakta; aynı şekilde eşler arasındaki şiddet de gerilemektedir.ye uğramaktadır. Ailedeki karar alma süreçlerinin ortaklaşması evde çocukların dövülmesini de azaltmaktadır.


İletişim Ve Çatışma Çözme Becerileri: İnsanlar anlaşmazlıklarını konuşarak çözme yeteneğinden yoksun oldukları için şiddete yönelirlermektedirler. Kişilerin, insanlar arası ilişkiler, etkin iletişim becerileri, kızgınlık kontrolü ile kızgınlığın etkin ifadesi ve çatışma çözme becerileri konusunda eğitilmesi aile içi şiddetin önlenmesine katkıda bulunabilir.
« Son Düzenleme: 24 Temmuz 2009, 19:16:44 Gönderen: Katil Dans » Kayıtlı

Yağmurumu yakar yokluğunun türküsü Feridun Düzağaç
Katil Dans
Moderatör
Eski Üye
*****

Karma +1/-0
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1084


blog var (0)

Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #2 : 24 Temmuz 2009, 19:15:36 »

Rakamlarla Dünyada ve Türkiye'de aile içi şiddet :

Gerçek: Dünya üzerinde her ırk ve ülkeden dört aileden birinde aile içi şiddet görülür. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumunun yaptırdığı bir araştırma sonucuna göre ülkemizde ailelerin %34'ünde fiziksel şiddet, %53'ünde sözlü şiddet uygulanmakta ve ev içi şiddet yoğun olarak yaşanmaktadır.

Dünya'da aile içi şiddet:


"Dünya genelinde her dört kadından 1'i ve her 6 erkekten 1'i yaşamlarının bir döneminde aile içi şiddete uğramaktadır. (Council of Europe, 2002; BMA 1998; British Home Office Research Study, 1999)


"Dünya Sağlık Örgütü (WHO)'nün 2002 yılı raporlarında belirtilen tahminlere göre tüm dünyada üç kadından biri yaşamlarının bir döneminde dövülmekte, cinsel ilişkiye zorlanmakta ve diğer yollarla taciz edilmektedir. Tacizi yapan kişi genellikle kendi ailesinden biri ya da tanıdığı bir kişidir.


"Japonya'da, istismar yaşamış 613 kadının % 57'sinin fiziksel, duygusal ve cinsel şiddetin hepsine maruz kaldığı görüldü.
"Kore'li kadınların üçte ikisi eşlerinden düzenli olarak dayak yemektedir.
"Kenya'da 1990 yılında yapılan bir araştırmada kadınların % 41'inin kocalarından düzenli olarak dayak yediği saptandı.
"1992 yılında Şili'de cinsel suç işleyenlerin % 72'sinin bu suçu yakından tanıdıkları kişilere karşı işlediği ortaya çıktı.
"1993 yılında Mısır'ın İskenderiye kentinde öldürülen kadınların % 47,1'i akrabaları tarafından tecavüze uğradıktan sonra öldürüldü.
"Dünya genelinde her 4 kadından 1'i hamilelik sırasında eşi tarafından isteği dışı cinsel ilişkiye zorlanmaktadır.
"Öldürülen kadınların yüzde 40 ile 70'i yakın ilişki içinde olduğu partneri tarafından öldürülmektedir. 1989-1996 yılları arasında Avustralya'da cinayete kurban giden kişilerin % 43'ü, Bangladeş'de % 50'si, Zibmbabwe'de % 60'ı, Papua - Yeni Gine'de % 73'ü eşleri tarafından öldürüldü. İngiltere ve Galler'de 2000/2001 yıllarında öldürülen kadınların % 42'sinin, erkeklerin ise % 4'ünün katili eşleriydi. (WHO, 2002; Australian Institute of Criminology, 1998; Crime in England and Wales, Home Office, July 2002)
"2001/2 Britanya suç araştırması sonuçlarına göre, İngiltere ve Galler'de şiddet içeren suçların yaklaşık dörtte biri aile içinde işlenmektedir. Eşler arasındaki şiddetin kurbanlarının % 81'inin kadın, %18'inin ise erkek olduğu saptanmıştır. (Crime in England and Wales, Home Office, July 2002).
"Aile içi şiddete uğrayanların ancak % 35'i bu durumu başkalarına söylemektedir. (Crime in England and Wales, Home Office, July 2002; Home Office Research Study, 1999)

Türkiye'de aile içi şiddet:


"T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu'nun yaptığı araştırma sonuçlarına göre aile içi şiddet ülkemizde de yaygındır. Fiziksel şiddete ailelerin % 34'ünde, sözlü şiddete ise
% 53'ünde rastlanmaktadır. Çocuklara yönelik fiziksel şiddete rastlanma oranı da
% 46'dır. Ailelerde cinsel şiddet ve tacize rastlanma oranı % 9'dur. Şiddete maruz kalanların % 80'i yapacak fazla bir şey olmadığına inanmaktadırlar. Bu durum çaresizliğin kabulü anlamına gelmekte ve şiddete maruz kalanın pasif tutumuna yol açmaktadır. (T.C. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, 1995)
"Kadın Dayanışma Vakfı'nın 1995'te başkent Ankara'daki gecekondularda yaşayan kadınlar arasında yaptığı bir araştırma, kadınların % 97'sinin kocalarının saldırısına uğradığını ortaya koydu. (Başbakanlık Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğü, 2001)


"Başka bir araştırma, kadınların yüzde 58'inin yalnızca kocalarından, nişanlılarından, erkek arkadaşlarından ve erkek kardeşlerinden değil, kadın akrabalar da dahil olmak üzere kocalarının ailesinden de aile içi şiddete maruz kaldığını göstermektedir. (Ankara Tabip Odası, 2002)


"Bir araştırmaya göre, şiddet sonucu ölen 40 kadından 34'ü evde ölmüş, 20'si asılmış ya da zehirlenmiş, 20'sinde öldürüldüklerine dair kesin belirtiler görülmüş ve 10'u da ölmeden önce aile içi şiddete maruz kalmıştır. (Bütün, Sözen & Tok, 2003)


"Türkiye'nin doğu ve güneydoğusundaki çeşitli kentlerde yapılan bir araştırma kadınların % 45,7'sine kocalarının seçiminde danışılmadığını ve % 50,8'inin rızaları olmadan evlendirildiğini ortaya koymaktadır. (İlkkaracan, 2000)


"Bir araştırmada görüşülen 695 kadının % 54'ü ailelerinde şiddet gördüklerini, şiddet gördüğünü söyleyenlerin % 35,2'si en az 4 yıl ve daha fazla zamandır şiddete maruz kaldıklarını söylemiştir. Şiddete uğrayan kadınların gördükleri şiddet türüne göre; kadınların % 42,3'ünün dayak % 40,1'inin tehdit ve küfür, % 12,6'sının yaralama, % 3,2'sinin cinsel taciz ve tecavüz, % 1,4'ünün eve kapatma ve % 0,4'ünün öldürülme tehdidi ile karşı karşıya kaldıkları anlaşılmıştır. Bu grubun % 40,4 'ünün evlerinde, çocuklara karşı da şiddet uygulandığı saptanmıştır. (Kocacık, 2004)


"Başka bir araştırmada 112 kadın ile görüşülmüş, şiddete uğrayan kadınların % 91,1'inin kocalarından , % 8,9'unun babalarından şiddet gördüğü anlaşılmıtır. Şiddete uğrayan kadınların bedensel şikayetleri % 43,4 ile morarma, yaralanma, çürük, % 44,3 ile hastanelik dereceye gelme (kırık, ağır yaralanma), % 13 ile çocuk düşürme olarak belirtilmiştir. Şiddetin devam ettiği süre ise, şiddete uğrayanların % 37,5'inde 11 yıldan fazla, % 28,6'sında 6 - 10 yıl, % 23'ünde ise 1 - 5 yıldır. (Yıldırım, 1998)


"Diğer bir araştırmaya katılan kadınların % 39'u fiziksel şiddete maruz kalmış, % 2'si ölüm tehdidi almıştır. (Vatandaş, 2003)


"Aile Araştırma Kurumu ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'nın 1997'deki araştırmasına göre, kadınların % 45,8'i balayı döneminin sonunda, % 1,3'ü ilk çocuklarına hamileliklerinde ve % 9,9'u doğumdan sonra şiddete maruz kaldıklarını belirtmişlerdir.
« Son Düzenleme: 26 Temmuz 2009, 23:14:39 Gönderen: Katil Dans » Kayıtlı

Yağmurumu yakar yokluğunun türküsü Feridun Düzağaç
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.112 Saniyede 24 Sorgu ile Oluşturuldu